Mehmed Haşim Efendi

Hattat
Ölüm Tarihi H. 1261
M. 1845
Doğum Yeri Kafkasya
Mezar Yeri İstanbul-Fatih, Mustafa Rakım Efendi Türbesi

Sanatkâr Hakkında

Aslen Çerkes olup küçük yaşta Hattat Mustafa Râkım Efendi’nin hânesine giren gılmândandır. Zekâsı ve yeteneği ile dikkati çektiğinden Râkım Efendi tarafından mânevî evlâd addedilerek eğitimine itinâ edilmiş, hatta bizzât kendisi tarafından hüsn-i hat dersleri verilmiştir. Yazıda terâkkî gösterince, hâmisinin delaletiyle Sikke-i Hümâyûn ressamlığına ta’yin edildi. Zamanla hâcegân rütbesi tevcîh olunduğu gibi, Darbhâne-i Â’mire ser-sikkekenliğine terfi etti.

Hüsn-i hattaki kudreti sâyesinde Sultan Mahmud tarafından, Ravzâ-i Mutahhara’nın tecdid olunan kisve-i şerîfesinin yazılarını yazmağa me’mur edildiği gibi, yapılan kisve-i şerîfeyi H. 24 Şa’bân 1253/M. 23 Kasım 1837’de İstanbul’dan hareketle kutsal topraklara götürdü. Hac vazîfesini de ifâ ettikten sonra H. 1 Cumade’l-âhire 1254/M. 22 Ağustos 1838’de eski kisve ile beraber geri döndü.

Mustafa Râkım’ın son yıllarında felç geçirmesi üzerine, Nusretiye Cami’nin kuşak yazılarının tamamlanmasında, Mehmed Şâkir Recâ’î Efendi ile birlikte hocasına yardım etmiş olan Mehmed Hâşim Efendi’nin, üstâdının türbesindeki yazıları da kaleme aldığı sanılmaktadır. Ayrıca Sultan Mahmud Hân-ı Sânî Türbesi’nin yazılarını da tersîm ve tahrîr etmiş, türbenin, H. 15 Şa’bân 1256/M. 12 Kasım 1840 tarihindeki Sultan Abdülmecîd’in huzurunda gerçekleştirilen küşâdında yüklü bir atiyyeye nâ’il olmuştur. H. 22 Cumade’l-âhire 1261/M. 29 Haziran 1845 tarihinde vefât ederek, üstâdının Zincirlikuyu’daki türbesine defnedilmiştir.   

Hocaları

Mustafa Râkım Efendi
Aklâm-ı Sitte

Talebeleri

no image
Ârifî Eyüb Efendi
Aklâm-ı Sitte
Çarşambalı Ârif Bey
Aklâm-ı Sitte
no image
Ahmed Râkım Efendi
Aklâm-ı Sitte
H. 1256 / M. 1840-1841
no image
Yahya Hilmî Efendi
Aklâm-ı Sitte
no image
Siyâhî Mehmed Selîm Efendi
Aklâm-ı Sitte
no image
Okçu Mehmed İzzet Efendi
Aklâm-ı Sitte

İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Hattatlar İbnülemin Mahmud Kemal İnal

Üstâdı onu Koska’da bir aileye içgüvey verdi. Geceleri uşağının çekdiği fener ile Râkım’ın – Üniversite Merkez Binası civârındaki ilk mekteb arsasında kā’in – konağına gelir, suhbetinden istifâde ederdi.

29 Haziran 1845[22 Cumade’l-âhire 1261]’de vefât etdi.[1] Üstâdının Zincirlikuyu’daki türbesine defnedildi. Kabrinin kitâbesi:

Yâ Hû!

Hâcegân-ı Dîvân-ı Hümâyûn’dan, cânib-i Darbhâne-i Ma’mûre’de sikke-i hümâyûn-ı şâhâne ressamı merhûm ve mağfûr el-muhtâc âlî rahmet-i rabbehü’l-mağfûr el-Hac Mehmed Hâşim Efendi rûhiyçün el-Fâtihâ. 22 C(umade’l-)a(hire) 1261.[2]

Uzun boylu, kara sakallı ve zayıf idi. Sülüs, nesih, sülüs celîsinde ve tuğrakeşlikde kudreti bâhir ve Râkım’ın şâkirdliğine lâyık bir hattat-ı mâhirdir.



[1] Habib, sihâm-ı sehvi Hâşim’e de atub “Mustafa Râkım’ın birâderidir. 1295[!]’de vefât etdi.” der.

[2] Vefât târihine ait bir kayıt ve bir ifâde, benim bildiğime tevâfuk etmediğinden def-i şüphe içün – haste olduğum hâlde – kabrine giderek târihi okudum. Bildiğim târihin doğru olduğunu gördüm. Râkım’ın yanındaki kabri, üstü açık, müzeyyen mermer sandukalı ve iki sütunludur. Ön sütunun başında Sultan Mahmud zemanına ait püsküllü büyük fes vardır. Kitâbe, güzel kalın sülüsle yazılmışdır.