Çarşambalı Ârif Bey

Hattat
Ölüm Tarihi H. 1310
M. 1892-1893
Doğum Yeri İstanbul
Mezar Yeri İstanbul-Ayvansaray

Fotoğraflar

Sanatkâr Hakkında

Fâtih’in Çarşamba semtinde oturduğu için hattatlar arasında “Çarşambalı” nâmı ile yâd olunan Mehmed Ârif Bey İstanbullu’dur. Ancak pek değerli hattatlardan olmasına rağmen hayatına dâir çok az bilgi vardır. Küçük yaşta girdiği Mâliye Nezâreti Mektubî Kalemi’nde senelerce hizmetten sonra mukabelecilğe kadar terfi etmiş, emekliye sevkedildikten bir müddet sonra H. 1310/M. 1892 yılında vefât etmiştir. Ayvansaray'da Yâ-vedûd Kabristânı’nda medfundur.

Sülüs ve nesihi Mehmed Hâşim Efendi'den meşketmiş olan Mehmed Ârif Bey, hocasının vefâtından sonra tekemmül için Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye devam etmiştir. Ta’liki Kıbrısîzâde İsmâ’il Hakkî Efendi’den yazmaya başlamışsa da, bir süre sonra onu bırakıp Melek Paşa hafîdi Alî Haydar Bey’e devam etmiş ve ondan icâzet almıştır. Ayrıca Çarşambalızâde Mehmed Sa'id Efendi'den de icâzet almıştır.

Eserleri

Hocaları

no image
Mehmed Haşim Efendi
Aklâm-ı Sitte
Kazasker Mustafa İzzet Efendi
Sülüs
Alî Haydar Bey
Ta’lîk
no image
Çarşambalızade Mehmed Sa’id Efendi
Ta’lîk

Talebeleri

Şeyh İbrahim Edhem Efendi
Ta’lîk
Hulusi Yazgan
Celi Sülüs

İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Hattatlar İbnülemin Mahmud Kemal İnal

En büyük meziyyetlerinden biri de – Şefîk Bey’in, her zeman lisân-ı sitâyişle yâd etdiği – hâfıza kuvveti ve iyiyi kötüden ayırdedebilmesi idi. Eski ve yeni yüz hattatın muhtelif usûl ile yazılmış, imzasız yazısı gösterilse kimin yazısı olduğunu anlardı.

Yazdığı Kur’an-ı Kerîm ile delâ’ilü’l-hayrat, nesihde de hâ’iz olduğu kudretin şâhididir. Bunlar, oğlu – Jandarma Da’iresi Ruznâmçe Mümeyyizi – Nâ’il Bey’dedir. Göreni hayran eden bu Kur’an-ı Kerîm’in iki cüzüne hereke koymağa ve nihâyetine ketebe yazmağa ömrü vefâ etmemişdir. 

Yazılarını vefâtında – kendi evlâdından ziyâde sevdiği ve birbirinden ayrılmadıkları – Sâmî Efendi almış idi. Merhûm, Râkım’dan ve Mustafa İzzet’den sonra gelen hattatların meşâhirinden idi. Bununla beraber Şefîk Bey kadar yazı yazamamış ve onun kadar iktidâr gösterememişdir.

Bir sigara yapamıyacak derecede elleri titrerdi. Fekat kalemi eline alır almaz “o dest-i rahşe-dâr, o kilk-i gevhe-feşânın hükmüne râm olurdu.” Her hattat gibi merhûm da yazılarına pek itinâ ederdi ve en ufak bir zarar gelmesinden içtinâp ederdi. Te’essüf olunur ki, şu dikkat ve itinâsı ile beraber – Ya-vedûd’da karakolun karşısındaki – kabrinin taşına yıkanmış çamaşır asılmakdadır. 

Tevazu’u ve latîfeciliği meşhurdur. Bezm-i suhbetinde bulunanlar, iki gün kalsalar asla sıkılmazlardı. Mütelezziz ve müstefid olurlardı. Son kertede mahcub idi. Altmış yaşında iken bile, Fethiyye Kahvesi’nin önünden geçerken biri ihtirâmen ayağa kalksa yüzü kızarırdı.

İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Hattatlar İbnülemin Mahmud Kemal İnal

Çarşanbalı Mehmed Ârif Bey’in, hatt-ı ta’likde de mehâreti meşhurdur. Ta’lik istifleri de fevk-alâde idi. Hısım-akrabası möhür hâk’etdirmek üzere merhûma, istifini tanzîm etdirirlerdi. Bu yoldaki mehâretini anlamak isteyenler, Hâkkâk Yümnî ve Dâna efendilerin koleksiyonlarına mürace’at edebilirler...

Ta’liki evvelâ Kıbrısîzâde İbrahim Hakkî Efendi’den meşketmeğe başlamış, ancak bir süre sonra onu bırakub Alî Haydar Bey’den ders almışdır. Naklolunduğuna göre Sâmî Efendi, Ârif Bey’e itiraz ederek “Ben hocamı ölünceye kadar bırakmadım ve çok feyz aldım.” dermiş.

Meşhur ta’lik hattatı Mehmed Hulûsî Yazgan onun en değerli öğrencisidir. Ayrıca Özbekler Tekkesi Şeyhi Hezârfen Edhem Efendi ile, terceme-i hâli mazbut olmıyan Hayreddîn isimli bir başka hattat da ta’liki ondan meşk etmişdir.