Mustafa Halim Özyazıcı

Hattat
Doğum Tarihi H. 1315
M. 1897
Ölüm Tarihi H. 1384
M. 1964
Doğum Yeri İstanbul
Mezar Yeri İstanbul-Kozlu Mezarlığı

Fotoğraflar

Sanatkâr Hakkında

Nalıncı Hacı Cemâl Efendi’nin oğlu olarak H. 20 Şa'bân 1315/m. 14 Ocak 1898’de İstanbul’da doğdu. Asıl ismi Mustafa Abdülhalim’dir. Esekapısı İbtidâî Mektebi’nde ve daha sonra Haseki’deki Gülşen-i Ma’arif Rüşdî Mektebi’nde okudu. Mektebin yazı hocası olan Hâmid Aytaç’tan sülüs ve nesih, Ferîd Bey’den de dîvânî ve rık’a dersleri aldı. Mezun olduktan sonra Sanayi-i Nefîse Mektebi’nin hâk ve resim şubesine girdi. Ertesi sene, yeni açımış ollan Medresetü’l-hattatîn’e kaydoldu. Burada Hasan Rızâ Efendi ve Kâmil Akdik’ten yeniden sülüs ve nesih, Tuğrakeş İsmâ’il Hakkî Altunbezer’den celî sülüs ve Hulûsî Yazgan’dan da ta’lik meşketti. Medresetü’l-hattatîn’den H. 20 Zi’l-hicce 1336/M. 27 Eylül 1918’de şahâdetnâme aldıktan sonra Dîvân-ı Hümâyûn Kalemi’ne girdi.

Askere alınınca Matbaa-i Askeriye hattatlığına tayin edildi. Bilahare Evkaf Matbaası’nın hattatlığı da uhdesine verildi. Cumhuriyet’in ilanı üzerine terhis edilince Bâb-ı Âlî civârında bir yazıhâne açtı. Bir aralık Devlet Matbaası hattatlığını da yaptıysa da, harf inkılâbı ile bırakmak zorunda kaldı. Mısır’a yerleşme isteği de reddedilince yazıhânesini kapatarak Tepebağı’ndaki evine çekildi. Dileyenlere yazı yazdığı ve daha ziyade bağıyla ilgilendiği bu dönemdeki yazılarına “Ketebehü Hâlim sâbıkan hattat hâlen bağıbân” şeklinde ketebe koyan hattat, İstanbul Üniversitesi’nden mezun olanlara verilen diplomaları da yazdı.

1940’lı yıllarda başlayan eski eserlerdeki restorasyon çalışmaları esnasında, bazı yapılardaki eski yazıların yenilenmesine memur edildi. Bu çalışmaları sayesinde 1948’te Güzel Sanatlar Akademisi’nin hocaları arasına girdi. Bu arada Hac fârizasını de ifâ etti. Akademi’den 1962’de emekli olduktan sonra çalışmaların Zeytinburnu’ndaki evinde devam eden Halim Özyazıcı, evine giderken geçirdiği bir trafik kazası neticesinde yaralanmış, bir müddet hasta yattıktan sonra 30 Eylül 1964’te vefât etmiştir. Kozlu Mezarlığı’nda medfundur.

Eserleri

Hocaları

no image
Ferîd Bey
Divani
Hasan Rıza Efendi
Aklâm-ı Sitte
Kâmil Akdik
Aklâm-ı Sitte
İsmail Hakkı Altunbezer
Celi Sülüs
Hulusi Yazgan
Ta’lîk

Talebeleri

no image
Ahmed Hamdî Yavuzvarnalı
Aklâm-ı Sitte
Ali Alparslan
Aklâm-ı Sitte
no image
Ayşe Sütûde Hanım
Ta’lîk
no image
Hatice Güzîde Hanım
Ta’lîk
no image
Saim Özel
Aklâm-ı Sitte
Mustafa Bekir Pekten
Aklâm-ı Sitte
Abdullah Rıza
Hüsn-i Hat
Dündar Tahsin Aykutalp
Aklâm-ı Sitte
no image
Mahmud Öncü
Hüsn-i Hat
no image
Ali Rüştü Oran
Hüsn-i Hat

İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Hattatlar İbnülemin Mahmud Kemal İnal

Zemanımızda hakka’l-insaf en güzel yazan, kıymetli hattatlardandır. Hangi yazısına dikkatle bakılsa mehâreti ve hüsn-i tabi’atı kendini gösterir. Ancak asıl mehâreti, Kur’an-ı ‘Azîmü’ş-şân, Delâ’ilü’l-hayrât, murakkā’at ve kıta’atın yanlışlarını ve bozuk yerlerini – aslından fark edilmiyecek derecede – tashih etmekdedir. 

Silivrikapusı haricinde Merkez Efendi Mahâllesi’nde Tepebağı’nda senelerce üzüm bağcılığı yapmışdır. Yetişdirdiği mütenevvi’ üzümlerden – ilk ve son def’a olarak – vaktile bana bir sepet getirmişdi. Ama yukarılarda bahsetdiğim Hutut-ı Meşâhir Mecmu’ası’na bir-iki satır yazmasını mükerreren ihtar etdiğim hâlde yazmamasına – te’accüble karışık – te’essüf etmek tabi’îdir. 

Ketebe.org Uğur Derman

Biz yazılarına hayranlıkla seyrederken sık sık tekrarladığı bir söz vardı: “Ufak tefek, kara kuru gördün de, beni Karamürsel sepeti mi sandın?”

Hakîkāten öyleydi. Hâline tavrına baksanız ummazdınız. Maddî refâhı çok yerinde olduğu hâlde yiyemezdi, giyemezdi. Yanlızlığın verdiği bir derbederlik içerisindeydi. Bu muydu o “âyetü’n-min-âyetillah” sanatkâr. Ancak yazarken görünce onu Karamürsel sepeti değil, hüsnühat bağından derlenmiş en nâdîde meyvelerle dolu bir hüner sepeti olduğunu anlardınız... 

Hüsnühattın her nev’ini sür’atle ve suhûletle yazardı. ‘Kamış kalem’ denilen o nârin güzel, merhûmun ma’rifet dolu parmaklarına râm olmuşdu. Hele celî yazıda böyle sür’ate mâlik bir hattat, “celînin alemdârı Mustafa Râkım da dâhil görülmemişdir!” dersek, mübâlağa sayılmaz. Kubbe yazılarında, kendi boyundan uzun elifleri, lâmları rahatlıkla çekerken onu seyretmek bir zevkdi. Kubbe ve kuşak yazısı olarak en çok eser vermiş hattatımız Hâlim Hoca’dır. Bir sûreyi, verilen ölçüye göre, sıkışıklık yapmadan istif etmek ve istediği yerde bitirmek, ona mahsus ilâhî bir mevhîbedir. Müsveddesi yokdu. Zihninde tefekkür istifi yapar, onu kömür kalemi ile kâğıda öylece istif eder ve celî kalemini alıp hemen yazmağa başlardı.

Ahârlı kâğıda mürekkeple yazdıklarını tashih etmesi de bir ömürdü. İstiflerin arasını dili veya parmağı ile temizlemesine, doğrusu şaşardık. Bu sebeple eski eserleri de aslına uygun bir şekilde tamir eder, tamamlardı.    

Ketebe.org İsmail Orman

Türk hat sanatının 20. yüzyıldaki en önemli isimlerinin başında gelen Halim Özyazıcı, on iki kalemin tamamında mahir bir hattat idi. Levha halinde çok sayıda yazısı bulunduğu gibi, camilerde de taş veya alçı üzerine işlenmiş yazıları bulunmaktadır. Sultan Selîm Cami kubbesindeki Nûr Sûresi ve Sultan Ahmed Cami’nin cümle kapısının kubbesine “Cennet-i ’adnin müftehiren lehümâ el-ebvâb” âyeti ile Azapkapısı ve Bâlî Paşa camilernin kubbesindeki âyetler, Süleymâniye Cami’nin şadırvan kapılarındaki âyetler, Matbaa-i Askeriyye’nin karşısındaki çeşmenin üstündeki âyetini, Sokollu Mehmed Paşa Cami’nin kubbe, kuşak, alçılı pencerelerdeki âyetler, Edirne Selîmiye Cami’nin kapısındaki âyet, Ankara Hacı Bayrâm-ı Velî Cami’nin kapısı üstündeki âyetler, Havsa ve Bilecik camilerindeki Çâr-yâr-ı Güzîn’in isimlerini havi levhalar ona aittir.

Bunlardan başka Beyoğlu’ndaki Ağa Cami’nin yazı kuşağı, Ankara Maltepe Cami’nin yazı kuşağı ve sâ’ir yazıları, İzmir, Alsancak Cami’nin kuşak, kubbe ve sâ’ir yazıları, Rize, Merkez Cami’nin kuşak ve kubbe yazıları, Denizli Cami’nin kuşak yazısı ve kapı üstündeki aşere-i mübeşşere kitâbesi, Şişli Cami’nin kubbe içindeki yazı, Mercan Örücüler Cami’nde, Kazasker’i takliden kaleme aldığı mihrap ve kapı üzeri kitâbeleri, Kuzuluk Cami’nin kapı üzerindeki kitâbe, Mahmud Paşa Cami’nde Besmele ve Bilâl-i Habeşî levhâlarını kaleme almışdır.

Faaliyetler