Hasan Tahsin Efendi

الحافظ تحسين
Hattat
Doğum Tarihi H. 1267
M. 1850-1851
Ölüm Tarihi H. 1332
M. 1913
Doğum Yeri Tokat
Mezar Yeri İstanbul-Eyüp

Fotoğraflar

Sanatkâr Hakkında

Tokat’taki Meydan Cami’nin imâmı Osmân Efendi’nin oğlu olarak H. 1267/M 1851’de orada doğdu. Çocuk yaşta İstanbul’a giderek medreseye girdi. Kayserili Derviş Alî Rızâ Efendi’den Bayezid Cami’ndeki dersinden icâzet aldı. Reisü’l-hattatîn Muhsinzâde Abdullah Bey’den de sülüs ve nesih meşketti. İcazetini aldıktan sonra Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den de istifâde etti.

H. 1286/M. 1869-1870’te Âli Paşa’nın himmetiyle yenilenen Mercan’daki Ya’kub Ağa Cami’ne imâm ve hatib tayin edildi. Kütüphâne-i Umûmî’nin açılışında hâfız-ı kütûblüğe getirildi. Ara ara rüşdi mekteblerde Arapça ve hüsn-i hat muallimliği yaptı. Son zamanlarında sağ tarafına felç geldiyse de, daha sonra iyileşti. Ancak bu kez bunama belirtileri baş gösterdi. Nihayet H. 5 Safer 1332/M. 3 Ocak 1914’de vefât etdi. Eyüp Bahâriyesi’nde medfun bulunan kızının yanına defnedildi. 

Eserleri

Akrabalar

Abdullah Nizâmeddin Efendi
Oğlu

Hocaları

Muhsinzâde Seyyid Abdullah Bey
Aklâm-ı Sitte
Kazasker Mustafa İzzet Efendi
Hüsn-i Hat

Talebeleri

Abdullah Nizâmeddin Efendi
Aklâm-ı Sitte
no image
Ârif Hikmet Bey
Divani
H. 1325 / M. 1907-1908
no image
Mehmed İhsân Efendi
Aklâm-ı Sitte

Ketebe.org İsmail Orman

Sülüs ve nesihte zamanının kalburüstü hattatlarından biri olan Hasan Tahsin Efendi, talebeye meşk numunesi olmak üzere Mehmed İzzet Efendi ile birlikte iki meşk mecmu’ası(Hâfız Tahsîn Efendi-Mehmed İzzet Efendi, Meşk Mecmu’ası, İstanbul 1306; Hâfız Tahsîn Efendi-Mehmed İzzet Efendi, Hutût-ı Osmânî Yazı Numûneleri, İstanbul 1307) neşretmiştir. H. 1312/M. 1894 tarihli, büyük kıt’ada müzehheb bir mushâf-ı şerifini de Şevket Rado görmüştür.   

İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Hattatlar İbnülemin Mahmud Kemal İnal

Eyyâm-ı sabâvetimizde benimle kardeşimi ve akrabalarımızdan birkaç çocuğu okutmuş, sülüs ve nesih ta’lim ederek bana ve çocukların bir büyüğüne icâzet vermişdir.

Her hâle tahammül ederdi. Yalnız boğazına tahammül edemezdi. Her yerde herşeyi yerdi, iğrenmezdi. Kütübhânenin karşısında gözleri çapaklı ihtiyâr bir Areb kadının yapub tanesini on paraya satdığı yalancı dolmayı, yine orada bir Kürt’ün koca kazanla pişirdiği kötü yağlı, kötü kokulu kuskusu kemâl-i iştah ile yerdi. İtiraz ederdim, aldırmazdı gülerdi. Ekl ü şürbün, sıhhati üzerinde kötü te’siri olduğu şüphesizdir.

Uzun boylu, kır sakallı, ehl-i dâniş, ehl-i târikāt, hâlîm, latîfeye mâ’il, nüktedân, hânde-günân idi, kimse ile oğraşmazdı, hüsn-i mu’aşeret ederdi. Sülüs ve nesihde üstâd idi. Birkaç mushâf-ı şerîf, bir çok kıt’a yazmışdır. Çadırcılar civârındaki hanın cephesinde celî sülüsle mahkûk “Sahrınclı Han” kitâbesi onun yazısıdır.

 

Yetişmiş bir kızının vefâtı ile şevk ve şetâretine hâlel geldi. Bazıları yayınlanmış, hattı ile muhârrer kütûb-ı nefîseye, çekmeceler dolusu mütenevvi’ hutut-ı girân-bahâya, güzel kalemtraşlar ve makta’lara mâlik idi. Elli seneden beri topladığı bu kıymetli eserleri, Bayezid civârındaki evi yandığı esnâda kardeşim Ahmed Tevfîk Bey ile birlikde kurtardık. Sultanahmed civârında bir eve nakledildi. Müte’akiben orası da yandığından yazıların ve levhâların birazı zâyi’ oldu. O günden sonra şevk ve neşveye büsbütün vedâ etdi. Kur’an-ı Mübîn’i lâhn-i hazin ile okurdu. Musikîye ve şi’ire âşinâ idi. Bazı nükteli mısra’lar ve beyitler söylerdi.