Üsküdârî Hasan Efendi

Hasan Üsküdârî Sanî
Hattat
Hafız Osman Aklâm-ı Sitte Ekolü

Ölüm Tarihi H. 1144
M. 1731-1732
Doğum Yeri İstanbul-Üsküdar
Mezar Yeri İstanbul

Fotoğraflar

Sanatkâr Hakkında

Nu’man Efendi'nin oğlu olarak Üsküdâr’da doğdu. Küçük yaşta hüsn-i hatta heves ederek meşhur hattat Hâfız Osman’dan sülüs ve nesih meşkine başlayıp kısa zamanda icâzet almaya muvaffak oldu. Kendinden önce yaşamış olan meşhur Hasan Üsküdârî’den ayırtedebilmek için “sânî/ikinci” lâkabı ile şöhret buldu.

Bir müddet mekteblerde hüsn-i hat talimiyle meşgul olduktan sonra, yazıdaki mahâretine kefil olan hocasının tavsiyesi ile Eski Saray’a yazı hocası olarak tayin edildi. 1732 senesindeki vefâtına değin bu görevi sürdürmüştür. Medfeni hakkında bir bilgiye ulaşılmamıştır.

Hocaları

Hâfız Osman
Aklâm-ı Sitte

Talebeleri

no image
Girîdî Dervîş Ali
Aklâm-ı Sitte
no image
Mustafa Vasfî Efendi
Aklâm-ı Sitte
Şeyh Hasbî Efendi
Hüsn-i Hat

Ketebe.org İsmail Orman

Bilhassa nesihte hocasından farksız olan Hasan Üsküdârî’nin H. 1106/M. 1694 tarihli Kur‘ân-ı Kerîm’i görülmüş olup H. 1112/M. 1700 yılında nesihle istinsah ettiği Nureddîn Karafî’nin Letâ’ifü'l-minân adlı eseri Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphânesi’nde(A. 567) bulunmaktadır.

Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin, Tuhfe-i Hattatin

Üsküdarî’dir. Kadîm ile miyânlarında sânî temyiz eder. Bi’l-fi’1 Hafız Osman Efendi’den hüsn-i hatt-ı sülüs ü neshi ta’allüm ve dekâyıkını tekellüm buyurup ba’de’l-icâze Sarây-ı Atik gılmânına mu’allim-i hat ta’yîn olunmuştur. Niçe âsâr ibkasından sonra “vuslat-ı hattât” (1145) târihinde mushaf-ı ömrü tamâm ve vaz’-ı ketebe-i hüsn-hitâm eyledi.

İslam Ansiklopedisi M. Uğur Derman

Üsküdar’da doğduğu için bu lakapla anılan Hasan Efendi’nin babasının adı Nûman’dır. Eski Hasan Üsküdârî’den “Sânî” (ikinci) sıfatıyla ayırt edilir. Sülüs-nesih yazılarını Hâfız Osman’ın orta yaşlarında bulunduğu yıllarda kendisinden meşketmiş, icâzet aldıktan sonra Beyazıt’taki Sarây-ı Atîk (Eski Saray) mensubu gençlere hat muallimi tayin edilmiştir. Ancak burada yetiştirdiği talebeler içinde meşhur bir hattat yoktur. Eski Saray dışında kendisinden meşketmiş bulunan Giritli Ali ve Üsküdarlı Hammalzâde Ömer efendilerin eserleri de zamanımıza kadar gelmiştir. Hasan Üsküdârî’nin günümüze ulaşan eserleri arasında 1106 yılının Rebîülâhir (Kasım-Aralık 1694) ve Zilkade (Haziran-Temmuz 1695) aylarında tamamladığı, özel bir koleksiyonda korunan iki mushafı mevcuttur. Bunlardaki hat mükemmeliyeti, onun IV. Mehmed devri (1648-1687) sonlarında mesleğini kazanmış olduğunu akla getirmekte ve Eski Saray’daki hocalığının yanı sıra altı-yedi ay zarfında bir mushafı bitirebildiği anlaşılmaktadır. Hasan Üsküdârî’nin nesih hatla yazdığı tezhipli ve ciltli, Nûreddin Ali b. Ahmed el-Ensârî’ye ait Kitâbü Nefeḥâti’l-ʿabîri’s-sârî adlı eseri de (TSMK, III. Ahmed, nr. 567) onun hat sanatındaki gücünü göstermektedir. Üsküdârî’nin medfun olduğu kabristan belirlenememiştir. Merâkıd-ı Mu‘tebere-i Üsküdâr isimli kaynakta adı geçmediğine göre onun, Karacaahmet Mezarlığı dışında bir kabristana defnedildiği veya buradaki kabir kitâbesinin çok eski yıllarda kaybolduğu tahmin edilmektedir.


BİBLİYOGRAFYA

Suyolcuzâde, Devhatü’l-küttâb, s. 38; Müstakimzâde, Tuhfe, s. 163; Şevket Rado, Türk Hattatları, İstanbul, ts. (Yayın Matbaacılık), s. 137-139; Muhittin Serin, “Muhammed-Türk Hat Sanatı”, DİA, XXX, 462.