Bursevî Mehmed Efendi

Hezârfen
Hattat ve Müzehhip
Hafız Osman Aklâm-ı Sitte Ekolü

Ölüm Tarihi H. 1153
M. 1740-1741
Doğum Yeri Bursa
Mezar Yeri İstanbul

Sanatkâr Hakkında

Bursa hattatlarından Mustafa Efendi’nin oğlu olarak orada doğdu. İlk yazı derslerini babasından aldıktan sonra Kürtzâde İbrahim Efendi’den sülüs ve nesih meşketti. Ayrıca ta’lik de öğrendiği gibi, memleketinin önde gelen üstadlarından hususi surette tezhip ve ebru dersleri aldı. Medrese tahsili için gittiği İstanbul’da, hocasının hocası Hâfız Osman’dan da uzun süre istifâde eden Mehmed Efendi, bir müddet mekteblerde görev aldı. Hüsn-i hattaki mahâretine istinâden Topkapı Sarayı’nın meşk muallimliğine tayin edildi. Darphâne-i A’mire’de Sikke-i Şâhâne Ressâmı olan Hattat Hasan Efendi’nin vefâtı üzerine H. 12 Rebi'ü'l-evvel 1140/M. 28 Ekim 1727 tarihinde mezkûr göreve nakledildi. Meşgalesinden artan zamanda, Vâlide Hanı civârındaki Nakkaşlar Kârhânesi’ndeki hücresinde hat ve tezhîp çalışmaları yapan Mehmed Efendi, son zamanlarında yaşadığı rahatsızlıklar nedeniyle vazîfesinden ayrılmak zorunda kaldı. H. 1153/M. 1740 senesinde, neredeyse kimsesiz hâlde vefât etti. Medfeni tespit edilememiştir.

Eserleri

Hocaları

no image
Kürtzâde İbrahim Efendi
Aklâm-ı Sitte
Hâfız Osman
Aklâm-ı Sitte

Talebeleri

no image
Alî Râ’if Efendi
Aklâm-ı Sitte

Ketebe.org İsmail Orman

Bilhassa celî sülüste zamanının önde gelen hattatlarından olan Mehmed Efendi, eserlerine memleketine nisbetle “Burusevî” künyesiyle ketebe koymuşsa da, türlü fen ve sanata olan vukufu nedeniyle hattâtîn arasında “Hezârfen” lâkabı ile tanınmıştır.

Burusevî Mehmed Efendi’nin en müstesnâ celi eserleri Üsküdâr’daki Yeni Vâlide Cami ve türbesi ile Şehzâdebaşı’ndaki Dâmâd İbrahim Paşa Külliyesi’nde karşımıza çıkar. Ayrıca Topkapı Sarayı’nda, Hasahır Kapısı üzerindeki kitâbe de onundur. Damat İbrâhim Paşa Külliyesi’ndeki çeşme ile Sultan Ahmed'in Bâb-ı Hümâyûn önünde inşâ ettirdiği çeşmenin kitabelerini de ta’likle yazmıştır. 

Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin, Tuhfe-i Hattatin

Pederi dahi hattattır, lâkin ahvâli ma’lûmumuz olmamakla ifrâd olunmadı. Kendileri hezârfen ve fenn-i tezhîbde dahi ehl-i kemâldendir. Hüsn-i hatt-ı sülüs ü neshi Kürdzâde İbrâhîm Efendi’den temeşşuk ile me’zûn olup İstanbul’da dahi Hâfız Osmân Efendi’den mezâyâ-yı dekâyık-ı hüsn-i hattı müddet-i medîde müzâkere eylemiştir. Sarây-ı Hümâyûn’da mu’allim-i hat olmuştur. Leke-şûyî ve her ne nev'ileri olur ise bir zarfın rahnesini i’dâm ve ve sâ’ir rütbe-i i’câzda olan havârık-ı umûr dest-i teshirine vâbeste olduğu hadd-i tevâtüre peyvestedir. Âsârından Üsküdar’da Vâlide Sultân Câmi celileri ve ittisâlinde türbe-i güşâde-sakfın derûn-ı devr-i tâkına mahallinde yek-kalem tenmîk eylediği sülüs celî âyete’l-kürsî ketebesiyle Dâmâd İbrâhîm Paşa’nın dârü’l-hadîsinin celî vü ta’lîk hatları ve sebîle muttasıl olan çeşmenin derûn-ı tâkında olan ta’lik hat bunlarındır. Bâlâ-yı tâkında ve sebîlde olan ta’lîk hatlar Veliyyüddîn Efendi’nindir. Ve Bâb-ı Hümâyûn’daki çâr-ender-çâr sebîl ve çeşmenin târihlerinin ta’lîkleri ve hâs âhûr kapısı târîhi ve sâ’ir âsâr-ı kalemine nihâyet yoktur. Mücerred olduğu eyyâm nakkaşlar kârhânesinde ve sonra Sakkâ Çeşmesi’nde Vâlide Hânı kurbünde bir hücrede sâkin idi. Kafesi destâr ile ehl-i keyf cân ve vücûdunda inhinâ ayân ve evâhir-i vaktinde bî-şu’ûrî dahi nümâyân olmuştu. Esîr-i yârân bir şahs-ı menba’u’l-irfân idi. “Mürşid-i hat” (1153) târîhi Rebî’ü’l-evvel’inde zirve-i hayâttan inhitat buldu.