Rodosîzâde Abdullah Efendi

Hattat
Hafız Osman Aklâm-ı Sitte Ekolü

Ölüm Tarihi H. 1116
M. 1705
Doğum Yeri Edirne
Mezar Yeri İstanbul-Edirnekapı

Fotoğraflar

Sanatkâr Hakkında

Rodosî İbrahim Efendi’nin oğlu olarak Edirne’de doğdu. Genç yaşta eğitim için Edirne’den İstanbul’a giderek, ulûm-ı mütenevvi’a tahsîline başladı. Bu esnâda hüsn-i hat ile de ilgilenerek, Hâfız Osman’dan aklâm-ı sitte, Yek-çeşm Süleyman Efendi’den de ta’lik dersleri almağa başladı. Eğitimini tamamladıktan sonra bâ-imtihân müderris olup Edirne ve İstanbul medreselerinde görev yaptı.

Müddetini doldurunca Edirne Mollası olarak ilmiyye sınıfına geçtikten sonra muhtelif yerlerde görev yaptı. Mekke ve nihâyet 1701 yılında da İstanbul pâyelerini elde etti. 1704 yılının Ekim ayında İstanbul Kadısı olduysa da, hastalığı sebebiyle görevini ifâ etmeye muktedir olamayınca ayı dolmadan azledildi. 10 Şubat 1705 tarihinde vefât ederek Emîr Buhârî civârına defnedildi.

Akrabalar

İbrahim Rodosî
Babası

Hocaları

Hâfız Osman
Aklâm-ı Sitte
no image
Yek-çeşm Süleyman Efendi
Ta’lîk

Talebeleri

Durmuşzade Ahmed Efendi
Ta’lîk

Ketebe.org İsmail Orman

Sicill-i Osmânî’de, “Dîndâr, gönüllerin sevgilisi, nesih ve ta’lik yazıda mâhir” olduğu bilgisi verilen Rodosîzâde Abdullah Efendi için Müstakimzâde de “ta’likde dahi Nergisîzâde’nin aynı idi” ifâdesini kullanmıştır. Esâtizeden olduğu anlaşılmakla birlikte Ahmed Muhârrem Efendi’ye bir mushâf-ı şerîf yazdırdığı ve altına kendi ketebesini düştüğü mervîdir.

Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin, Tuhfe-i Hattatin

Rodosîzâde demekle arif fâzıl ve eben-an-ced kâmil bir zât-ı şeriftir. Yek-çeşm Süleymân Efendi merhûmun şâkirdânından nasb-ı aynı ve fi’l-hakîka hoş-nüvîsânın pür-zîb ü zeyni ve kemâl-i hüsnle hattatların miyânında Nergisîzâde’nin aynı ve ihvânının kurretü’l-aynıdır. Sülüs ü neshte dahi Hâfız Osmân Efendi Edirne’de bulunduğu eyyâmda telemmüz ü tahsil ile ele getirip bu sebebden âsâr-ı kesîre-i Şeyh-i merhûma mâlik ve ziyâret-i tâliblerine seyr için mütehâlik idi. Hafız Muharrem Ahmed Efendi’ye bir mushaf yazdırıp kendi ketebelerini vaz’ eylemişler idi. Lâkin ikrâmında kusûr ve bu madde beyne’l-esâtize meşhûr olmuştu. Tarîki üzere İstanbul kazasıyla be-kâm ve ba’de’l-azl Şevvâl’de rıhletlerine bu mısra’ târîh-i seng-i mezârıdır ki, Emir Buhârî kurbündedir:
Göçdi Abdullâh Efendi cennet olsun meskeni (1116)